18 Mart 2010 Perşembe

iyiki...

İyiki tanıdık O'nu...
Bu ikinci süprizi bize.
İlkinde mükemmel bir el yapımı "Kırmızı Başlıklı Öykü" hikaye kitabı göndermişti.
Bayılmıştık, çantamda gezdirmiştim bir müddet :)
Ama bu süprizi Öykü'ye verebileceği en güzel hediyeydi.
Tam 5 tane mektup arkadaşı oldu Öykü'nün.
Adana'dan...
Seldacığımın öğrencilerinden 5 tane kardeşimiz var artık.
Öyle mutlu oldukki mektupları görünce.
Hele bir de okuyunca...
Yeni doğum yapan ineğinin iki yavrusuna isim bulması için Öykü'den yardım isteyen Kardelen, 9 kardeşli Ayşegül, "Sizin orda kar yağıyormuş Öykü, kalın sırtlar giy!" diyen canımm Samet.
Ağlattılar bizi yaaa....
Öykü yazmayı yeni öğrendiği için, dinlene dinlene, her gün bir arkadaşına olmak üzere anca yazdı mektuplarını. Ve tabiiki hepsi bahçeli evlerde oturan ve inekleri kuzuları olan mektup arkadaşlarına, bahçe özlemini, bir köpeği olmasını ne kadar çok istediğini anlattı. 9 kardeşli Ayşegül'e de "Belki benimde ilerde bir kardeşim olur" temennisini yazdı :(
Mektupların yanında Selda Öğretmenden gelen harika bir kitap vardı.
Asıl harika olanlarsa sayfa aralarındaki kurutulmuş Adana papatyalarıydı.
Başköşemize layıktı, yerini aldı.....










5 Mart 2010 Cuma

2 adet Lipton demlik poşeti, tercihen dipfirizden çıkmış...

" Makinemi elletmem" demezsen, böyle her anın paparazzilik olur işte :)
Akşama kızlar partisi var. Göz torbalarım gelmesin dimiiiii....

4 Mart 2010 Perşembe

ıp tıs ıp tıs...

Bi sunucu vardı hani, "havalar nasıl olursa olsun sizin havanız güzel olsun" diyen :)
Gene olsa, motive etse bizi dimiiiii......





1 Mart 2010 Pazartesi

Pazartesi sendromu mu ? O da ne :)

Tamam, 'istifa ettim, kimseyi sallamam' havasında diilim tabiiki.
Ama bari Converse'imi giyiyim artık dimi? :)
Son 15 gün daha buralardayım.
Zarf, zımba, kaşe, arz/talep ...
Ayrılırken sevimli görünmeye başlarya hani vazgeçtiklerimiz,
ilgi gösteriyorum bugün zımbalarıma...
Bak ikiside masanın üstünde.
Çekmeceden çıkmışlar, ferah ferah takılıyorlar :)
Hee 'post-it'de C.emal H.ünal'ın telefonu ve adresi var kih kih ...

26 Şubat 2010 Cuma

ilk cemre kafama düştü...


Senden iyi PR olur öngörüsü, bizim yönetim kurulunun elinde patladı :)

Artık torunlara anlatacağım sıkı bir hikayem var:
"Seneeeee 2010! Kriz tüm dünyayı etkisi altına almış. Üniversite mezunları Burger King'e zor giriyor. Ben, sağlam bir kuruma sizin büyük dedenizin mesleği olan fotoğrafçı olarak işe girmiştim. Neyse efenime söliim, amirlerim "gel seni halkla ilişkiler birimine alalım! At şu converseleri ayağından, giy döpiyesleri, otur masa maşı, paşa paşa" diyerek bana bi güzellik yapma teveccühünde bulundular. Gel gör ki ananeniz, denklanşör sesini , ojeli tırnak, sivri topuk dünyasına değişemedi... Ve 'I believe ı can fly' diyerek, 3G'sini bırakarak (yol+yemek+ssk), saçlarını savurarak, Tuğçe Adaş Studio'yu açmak üzere istifasını şakkadanak basıverdi :)"

Hadi bakalım yatın şimdi. Devamı yarın ;)

foto: OİP. 4 no'lu nikon ve converse'ine süzgün gözlerle bakıp parizien incesini giyen kare kadın benim :)))

17 Şubat 2010 Çarşamba

Bana noluyosa :)

Bana noluyosa!
Bi kendini aileden sanma halleri,
durumdan vazife çıkarıp hemşireden ağrı kesici istemeler falan...
Kesin kamerada "ayyy çok tattlııııı" nidalarım yankılanıyodur.
Sadece parayla tutulan bir fotoğrafçı parçası olduğumu kabullenemiyorum galiba :))
Nerdeyse Can bebeğin anı defterine duygularımı yazıyodum ki, uyandım :)
Seviyorum bu işi yaaaa....



8 Şubat 2010 Pazartesi

zaman zaman...

Zaman zaman birtakım reklam cıngıllarını ya da sloganlarını dolarım dilime,
Bazen de dizilerden takılır dilime esasoğlan lafları.
Meliha oldum geçen sene mesela, "Samim seni öldürürüüüüm" :) diye cırladım beyime...
Aaa bak aklıma geldi; Şevval-Metin ikilisi oynamıştı bi reklamda.
"Aşkolsun" diyene "Hadi olsun" derdim o aralar.
Dodilemeye başladım bi ara kafam bozulunca :)
"Seni yerim sosiiis" diye sevdim her bebiki.
Saç boyam Loreal. Çünkü "ben buna değerim!" ;)
Kişi ayırdetmeden, her "naaptın?" sorusuna verdiğim "çekirdeklerini çıkardım, reçel yaptım" cevabına engel olamadım bi zaman.
Şu aralar parmakları kafamın üstünde birleştirip şaklatmak suretiyle, "türkksellinin gücü, türkselin çekim gücü" cıvımasıyla başbaşayız.
Amaaa, benim için paslanmayacak bir slogan var kii,
bu fotonun hissettirdiğidir....
"evdeki huzur, zenginlik budur!"



Sonradan ekleme not : Bu huzur tablosunu seyreden ben, kendimi yatağın bir köşesine sığdıramayıp Öyküşün yatağına sepetlendim :)