
Hani antrakttan dönünce, 2. perdede filmin konusu değişir ya,
bambaşka bir hal alır, sanki önce içine sinmez de sonra du bakalım noolucak denir...
İşte benim son durumum.
Malum, fotoğraf makinemi boynumdan çıkardım,
parizien ince'mi çektim,
ilk organizasyonuma kadar kotta ısrar ettim,
ama yakışmadı. Pes ettim ve acil 2 adet topuklu edindim.
Dip boya muhabbetine bayılan ben,
ilk 7 kadın'lı günümde, bir nemlendirici hakkında nasıl bu kadar uzun konuşulur
elim çenemde hayretle izledim :)
Ama artık aylık periyod karın ağrısını, sezeryanı, dip boyayı konuşabilecektim, mutluydum :)
Sonra,
tam da organizasyon işi bu kadar hoşuma gitmişken,
çiçekçiydi, cateringdi, süslemeydi bayıla bayıla çalışırken,
bu iş benim işim! demişken;
benim için çok önemli olan,
çocukken ailece sucuklu yumurta yapıp kahvaltı edebildiğimiz tek gün olan,
şimdi de aynı geleneği sürdürdüğümüz meşhuurr pazar günümün elimden alınacağını öğrendim.
Pazar günü ve iş!
O gün velveleye verdim ortalığı.
Ofistekilere ayrı isyan, beyime ayrı.
Anında annemi aradım 'ben böyle çalışamam'
pazar günü hakkımız söke söke alırız kıvamında....
İşte bu bölüm 2. perdede filmin değiştiği bölüm.
Sonra sakinledim.
Şimdi ise du bakalım noolucak kısmındayım.
... Ve tabiiki çok yoğun bir iş temposu var.
Zevkli, ama blogdan uzak!
Belki ilk hafta diyeydi bilmiyorum. Onu da du bakalım'a bıraktım.
İzlediğim bütün blogerları çok özledim.
Yeni template sevgili GeCe'den. Ellerine sağlık arkadaşım :)
Bugün evdeyim,
parizien ince'ye alışık olmayan bünye ayakları üşüttü tabii.
Isınmaya çalışıyorum.
Ve sürekli 'du bakalım nolucak' diyorum.
Du bakalım nolucak!