beyimin maceraları... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyimin maceraları... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2009 Çarşamba

Urfalıyam e-zelden...


Benim bey İstanbul'lu esasen.
Hatta rahmetli kayınpederim eski İstanbul beyfendilerinden.
Röptşambırı ve viskisi ile taş plak dinleyen,
kuyumcuyu eve çağırıp, eşine çantadan pırlanta seçtiren,
evlenen kızına araba hediye eden,
çocuklarının fabrikadaki kumaş toplarında oynadığı bir fabrikatör.
Neşe Karaböcek, Şükran Ay, Adnan Şenses falan toplaşıp eğlence yaparlarmış evlerinde.
Bir köşede evler arabalar kaybedilen yuvarlak poker masası, bir köşede fasıl
sabahlara dek sürermiş bu eğlenceler.
Benim bey, tekne kazıntısı olduğundan kısa paçasıyla dolanırmış ortalarda.
Öyle işte, fasılla, taş plakla, bollukla büyümüş kendisini.
Sonra işler bozulunca Sabancı, Koç kalmış da bizimkiler kalamamış malesef.
Neyse,
asıl diyeceğim, benim bey böyle bir evde büyümüş.
70'lerde en burjuva partilerin içinde.
Şimdi, hani çantadan pırlanta falan hayal de :)
bizimki tam Urfalı, Antepli kıvamında...
Bendir çalsın mest olur.
Yahey yahey heeey hele hele hele antepliim bizim cd'lerde favoridir mesela :)
Fasıl mı? sıra gecesi mi? de. cevap belli...

Çiğköfte de yoğurdu sonunda. Hemde antepli ustası rehberliğinde. Bide güzel olduki...
İyice havaya girmiştir artık :)

Yakında sorana İstanbulda doğdum büyüdüm ama Urfalıyam e-zelden diyiverecek :)

27 Nisan 2009 Pazartesi

Abidin Dino'ya saygılarımla...

Mutluluğun fotoğrafını çektim bu sabah...
Çantamdan beni seven bi kalp çıktı süpriz.
Seni seviyorum ...

20 Nisan 2009 Pazartesi

çadırı ooolan kaleye mum diksiiin ;)

Ağva'ya gittik. Geze geze, her mola yerinde, her köyde dura dura...
Her koyun sürüsü'ne durduk, attık kendimizi arabalardan, çobanlık yaptık :)
Civcivleri kovaladık.Yolun ortasında duran mööö'yü bekledik, acele etmedik izledik, güldük :)
Papatyalara uzandık, derede yüzümüzü yıkadık, nehirde kanoyla turladık, keçi besledik, ördek seyrettik ve daha neler neler....
Bu bir keşif gezisiydi.Gittik , gördük ve kamp yapıcağımız yeri tayin ettik. Şimdi her dakka bunu planlıyoruz. Issız bir cennet köşede kamp yapan bir çift gördük ve beyim feci takıldı bu duruma ve kamp yerimiz belirlendi. Şimdi kamp arkadaşları haberdar edilecek, gaza getirilecek, tarih belirlenecek veee kampa gidilecek....
Çadırı olan kaleye mum diksiiiin ;)




12 Mart 2009 Perşembe

+18 :))




dikkat bu yazı alkol, sigara ve cinsellik içeriyo :))
ara ara yapalım bunu, dün akşamki gibi...
plansız programsız, aniden 2 lüfer alalım,
"yinemi güzeliz ,yinemi çiçek" eşliğinde kadeh tokuşturalım,
biraz dedikodu yapalım, karı-koca yapılan dedikodunun tadını çıkaralım:)
13 sene önce yazılmış, 13 senedir ellenmemiş mektupları okuyalım
13 sene önce yazılmış , bidaha da yazma girişiminde bile bulunulmamış şiirlerimizi okuyalım, şaşıralım "benmi yazmışım, vay beeee" , kendimizi övelim, şımaralım....
"yine yakmış yar mektubun ucunu" asker mektuplarından 18 ayın askerlik için çok olduğuna karar verelim :)
beraber biriktirebildiğimiz ilk ve son paranın hesap cüzdanını bulup , sıfırların çokluğundan parayıda çok sanalım "amma çok paramız varmış haaaa" diyip, kendimizi kandıralım...
gene 13 yıl önce kurutulmuş bir gül'ün hikayesini merak edelim, "keşke yazsaymışım bi yerlere" diyelim...
biriktirilen telefon kartları, sinema biletleri, rengarenk mektup zarflarıyla çocukluğumuza dönelim....
Şebnem Ferah'ın "Gel Ey Seher"iyle yanak yanağa dansedelim, acemi tango figürleriyle abajura çarpalım çok gülelim, çok eğlenelim................
yapalım ara sıra, bazı bazı, genellikle sık sık :)
bizi 'içelim, içelim' diye gaza getirip sonra misafirim var diyen Nilgün ablamıza verdiği gazdan dolayı teşekkür edelim :)
ps: tam da "şerefe" arifesinde, ananesinde kalan öyküş telefon etti, babasını istedi ve tamda zamanında babasına okulda öğrendiği içki ve sigaranın zararları, kalbi yorduğu, insanı yaşlandırdığı konusunda uzuuun bi brifing verdi.Babasıda tamam kızım ben içmiyim bari vaadinde bulundu... lütfen çocuklarımızı kandırmayalım !

16 Şubat 2009 Pazartesi

hepi valentiniiiiiii.....♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

14 yıldır kutlarız. Çoğunluk eleştirsede biz severiz böyle özel günleri: sevgililer günü, anneler günü, evlilik yıldönümü, hele bayramlar... en sevdiğiiiim ♥
bayram sabahları 10 yaşıma dönüyorum ben :)
İstisnasız "Bu gün bayraaaam, erken kalkın çocuklaaaar" diye başlıyorum bayrama
ve tadını çıkarıyorum .....
Neyse, bayram nerden çıktı yav :)
(bu arada çıkmamızın milyonuncu ayını kutlamıyoruz :)

Her valentini günü, mum ışıkları, şık sofra, süs püs, makyaj, çiçek vs vs vs....
Bu valentini diğerlerinden biraz farklıydı.
Öyküşün bize uzun süreli yatıya misafir gelmesinden dolayı,
(en az 25 sene bizim evde yatar diye umuyorum:)
artık özel günler biraz farklı tabiii. Öyküşün bebeklik yıllarında,
beyimle kendimizi hiçbişey olmamış gibi kandırmaya çalışarak
öyküşü annemlere bırakır kaçardık.
Ama şimdi her güzel günü onla paylaşmayı fırsat görüyoruz galiba...
onsuz tatile gitmek artık imkansız (daha 6 aylıkken halaya satıp kaçmıştık oysa :))
şimdi herşey eksik kalır,
çünkü oda sever, o da yer, o da eğlenir, o da beğenir....
Bu valentinimiz sirkte geçti. Güloş ayarttı , koştuk gittik.
Daha önce izlediğimiz gariban Avrasya Sirki'nden sonra bu Mundial Sirki çok güzel geldi :)
Arkadaşlarımızla güle-oynaya, bol adrenalinli geçirdik valentini günümüzü...


Hediye de verdik tabi birbirimize. Beyimin hediyesi aşşağıdaki fotoda görülebilir :))
kızımın meleği, kocamın şeytanı (bu ben oluyorum :))
devil likes angel : beyimin yeni "seni seviyorum" deme stili :)
bende ona kamyon lastiği şeklinde kültablası aldım :))
noluyo bize yaaa! ne bu kabalık :)))
çiçeklere, kartlara, mumlara nooldu anlamadım.... :))
dedim ya kızım artık büyüdü, ve biz onla olmayı çok seviyoruz...
valentini gecesi 23,00 suları canımız tatlı çekinceeeee
koşturduk waffle yemeye.
O kadar güzel bir dükkanki bu...
bi dahakine makinemi götüriiim bari, benim cep iyi çekmiyo :/
avizesinden tahmin edilebilir içerisi.
incele incele bitmez detaylarla dolu muhteşem bi dükkan...
wafıllarımızı yedik evimize gittik üçümüz sarılıp, huzur içinde uykuya daldık.
masalda burda bittiii...
... ve sonsuza dek mutlu yaşadılar ♥


10 Şubat 2009 Salı

doktor korkuyorum :))

sevgili blog, benim beyin maceralarından kızımınkilere hiç fırsat kalmıyo yav....
kızım uslu uslu piyano kursuna yazıldı;
si do do do do- si do do do yaani gu vak vak vak - gu vak vak vak çalışırken oldukça normal gözüküyo gözüme...
pazartesileri gidiyo 45 dakka piyano çalıyo, ve ben kızımın ilerde bize evimizde piyano resitalleri verdiğini falan hayal ediyorum :) hayali bile yetiyo... (piyanoyu nereye koyucaksak? yemek masasını atmak lazım, mutfakta yeriz napalım:)
öyküşte herşey yolunda gidiyo yaanii...
..... ama beyimin tabiki yeni fikirleri var.
aslında pek yeni sayılmaz. 8 sene önce ben dövmemi yaptırdığımdan beri o da ister.
yaz başları başlayıp, yaz sonları biten bir "dövme yaptırcam! ne yaptıriim?" anketimiz var :)
genel istek, şöyle yılanlı, ejderhalı bişeyler üzerine :))) hay allaaaaam......
benimki küçücük bi kelebek :)
o, taaa omzundan başlayan koluna gelip, dirseğe doğru ilerleyen bi figür peşinde....
okey! bişey dediğim yok. yaptırsın, severim ben...
ilk kez yaz başını beklemeden dövme anketimiz başladı.
bende boş bulunup bir öneride bulundum :))
dedimki: "hayatım, madem dövme yaptırıcan, ruhunuda yakalaman lazım. öyle akşam işten gelip, elinde kumanda 'elveda rumeli' senin, 'canım ailem' benim dizi izlemenin yanında, arada 1-2 konser, sergi, maceralı yolculuk falan lazım"
eeee diyiverdim işte bi kere, yapcak bişey yok!
haftaya perşembeye Hayal Kahvesi-Hayko Cepkin daveti düşüverdi mailime. Beyimden :))
pek rocker olmadığımdan Hayko? Cepkin? diyince,
hemen en kolay ikna yolu "sende foto çekersin" devreye girdi...
Ben istedim, ruhu yakala dedim :)
seve seve giderim de, şu Cepkin'i 2 şarkıdan fazla tanımam lazım önce...
Şimdi ofiste kulağımda kulaklık,dinliyorum,
hoş valla:
"Kimin evindeyim, elimde bir kırık bitik şişe

İçindeydi canım, kendim kırıp unuttum gizlice

Kimler aldıysa bulup sakın geri getirmeyin

Beni kimler sorduysa 'sizi görüp, gülüp gitti' deyin"


14 Ocak 2009 Çarşamba

sayin koçaslanli sobasını kurdu :))

Efeniiim Sayin Koçaslanli kafasına koydu ve yaptı
Stüdyosuna sobasını kurdu :)
Misafir ağırladı, kestaneler yaptı, bi kurdeleli açılış yapmadığı kaldı :)
İşin ilginci dükkana kim girse, hasretle sobaya ellerini uzattı
eski anılarını anlattı, hattaa eminim bi kısmı evine soba kurmaya bile kalkmıştır....


..... ve gelelim yeni maceramıza:
yılbaşında Öyküşe gelen inşaat setinin başına geçtik ailecek
gerçekten harika bi şey,
minicik tuğlalar var, küçük bir kapta harç karıyosun (o da hazır toz, suyla karıştıryosun)
mala'sı bile orjinalinin minyatürü...
bayıldık geçtik başına
Maksat öykü eğlensin, öğrensin, el becerisi gelişsin dimi???
amaaaa tabii ki bizim bir Koçaslanlımiz var :))
beyim hemen harcını kardı
kafasında bir model belirledi başladı tuğla örmeye
öyküşüm sadece tuğla uzatıyo
çünkü babası dünyadan kopmuş tuğla örüyo...
derken...
yarıda sıkıldı tabii, öyle ince işlere gelemez
boncuk dizer gibi :)
daha ev yarım çatısı yok, "ben köpeğe klübe yapıcam" dedi :)
"ya ne klübesi, daha çatımız yok!"
"o zaman çitleri yapıcam"
"ya çatıyı yapsana öncee! çatısız ev mi olur?"
başladık biz didişmeye :)
o diyo ki düz teras olsun, ben diyorum çatı olsun,
sanki oturucaz evde :) "kapı içeri mi açılsın dışarı mı" tartışmasındayız:)
Öyküşün uykusu geldi tabii,
bizi masada bıraktı babasının köşesini kaptı tv başında keyif yaptı
bizde yarım yamalak yapabildiğimiz kadar yaptık
işte evimiz:
kapı dışarı açılıyo :)))


24 Aralık 2008 Çarşamba

koçaslanlı gitti, ivedik geldi :))









kızımın maceralarından çok beyimin maceralarını yazdığımı farkettim

ama benim melek kızım uslu uslu çocukluğunu yaşarken

beyim tam gaz yeni arayışlar içinde ...

daha evvel osman koçaslanlı'ya benzemeye başladığını yazmıştım

bu hafta ise çeşitli recep ivedik halleriyle renklendi...

ilk önce dalmaya karar verdi...

kışın başladığı, havanın buz gibi olduğu şu günlerde yapmak isteyeceğim en son şey...

ama beyim heves etmiş

hemen gazladım tabii
'tabi canııııım... seninde kendini özel ve özgür hissettiğin bir hobin olsun' vs.
hemen netten dalgıç giysileri , gözlük, palet, zıpkın vs. araştırmaya başladık....derken,
kendine bi yandaş aramaya başladı beyim
arkadaş ayartmaya çalıştı
kimsenin niyeti yok tabi bu soğukta :)
baktım vazgeçti bu sevdadan....
bir kaç gün sonra 'ben kum torbası istiyorum. spor yapıcam' dedi
kendisi kara kuşak karateci ünvanına erişmiş küçükken, çoook küçükken :))
anıları depreşti
gazladım tabiii
'tabi canııııım.... seninde kendini özel ve özgür hissettiğin bi hobin olsun
hem fit olursun, göbek erir, zeki, çevik ve ahlaklı olursun' vs
hemen netten kum torbası, eldiven falan araştırdık...
ondanda ses yok bu aralar...
bi şekilde hem spor yapmak, hem kafa dağıtmak, hem kendine vakit ayırmak istiyodu anlaşılan
... ve en son ' ben dükkana soba kurcam' dedi :) (fotoğraf stüdyosu var)
haydaaaa
nooldu yaa...hani spor, hareket, zindelik ???
hepsi gitmiş anlaşılan kış moduna girmiş
şimdi gözümün önüne gelip duruyo
bi karede kum torbasıyla çalışan, siyah atletli, boks eldivenli, kaslı sportif koca
diğer karede elini sobaya uzatmış ovuşturan, kestaneleri maşayla çeviren,mandalina yiyip kabuklarını sobanın üstüne koyan, hatta sıcaklığın verdiği 'ateş beni çağırıyo' hisiyatıyla aykkabılarıda çıkarıp ayağı sobaya dayayan bi koca :)))

ps: kadın olsa bu aralar kesin saçını kestirip, sarıya falan boyatırdı :)

ps2: vampir fotosundaki vampir ta kendisidir. böyle sanatsal çalışmalar da sıkışıyo araya işte :)

28 Kasım 2008 Cuma

bay pipo..


eveet 'FERRARİSİNİ SATAN BİLGE' bitti....
yeni kitabı açıklıyorum...
'BAY PİPO'...
dedim size dimi.
İçinde araba, futbol, pipo gibi erkeksi şeyler olmazsa okumaz benim beyim :))
sonraki kitabı merak ediyorum.
'ADI:AYLİN'i tavsiye etsem okurmu acaba??

25 Kasım 2008 Salı

beyim Osman Koçaslanlı oldu :)




Günaydın blog. Nassın? iysin gene dipçik gibisin...
Avrupa yakasını izleyenler bilir. Osman Koçaslanlı acımasız, beli silahlı mafya babasıdır.

Sevgilisi alaycı tavırla kitap okumamasını eleştirdikten sonra inadına kitap okumaya başlar.

Ve o kabadayı birden roman karakterlerinin hikayelerini hissetmeye ve vicdanlı , duygusal ve ağlak bir adam olmaya başlar. İhaleler kaybeder, insanlara kıyamaz vs...

Çok gülmüştüm o bölüme.

Geçen gün, kitap okumayı sevmeyen ve ortaokulda okuduğu Ömer Seyfettin'den beri kitap okumayan beyim tv'den sıkılmış kitap okumaya karar verdi. 'Ferrarisini satan bilge' , isminden dolayı erkek kitabı gibi geldi heralde ki onu seçti :)

veee olan oldu... Beyim bilgeleşti.

Sivana bilgelerinin öğretilerini anlatmaya başladı. hatta uygulamaya...

Yarın sigarayı bırakıyo mesela. amaaaa sivanaların öğretileri doğrultusunda.

yaaani
1- sonucu hayal et
2- baskı oluştur (yaani sağa sola söyle ki yapamazsan utan)

3- tarih belirle ve biryere yaz

4- 21 gün kuralı ritüelleştirme (21 gün boyunca her gün aynı saatte aynı yerde aynı şeyi yap)

5- durumun tadını çıkar

bakalım oluyomu görücez.

Dün gece ise gene sivana bilgelerinden aldığı duyumla,
gece uykudan önceki 10 dak. ve sabah uyandıktan sonraki 10 dak. bilinç altımızın baskın öğeleri olurmuş bilgisini verdi...
o yüzden gece yatmadan güzel şeyler düşünün ve sabahta aynen.böylece zihniniz temiz ve aydınlık olur diyo sivanalar ve Serhat Koçaslanlı...

Sevdim ben bu sivanaları . Beyiminde Osman Koçaslanlı hallerini...
Bitek şu takıldı kafama
Öykü hanım gece yatarken pek bi övünerek babam geceleri yatmadan kitap okur dedi.
anneler naapar? dedim
bulaşık yıkar dedi :))
bumudur?