Palazlandık hani. Çömezlerimiz var.
Derkenn...
Bir karın ağrısı peydah oldu.
Her gün ilk iki ders kıvranıyor, mızmızlanıyor dedi öğretmeni.
Her gün mü? Nasıl olur? Vardır bir karın ağrısı(!) ...
Bulalım, çözelim.
Bana göre: Okulda bir sıkıntısı olmalı.
Öğretmenine göre: Evde bir sıkıntısı olmalı.
Hıııı?
Evdemiii??? !
Söyleyen, sorgulayan, şüphelenen öğretmen olunca,
bir durup düşünüyor insan.
Olabilir mi?
Ve bir kaç saat anne babanın mütalası, değerlendirmesi, paranoyalarıyla geçer...
Küçük bir çekirdek aile toplantısından
ve sabah ana-kız servisle yapılan okul yolculuğundan sonra anlaşılır ki;
araba yolculuğuna hiç gelemeyen, araba tutan Öyküşün derdi uzun süren servis yolculuğuymuş.
Elimizin tersiyle alın terine yapılan 'fiyuu, uucuz atlattık' hareketinden sonra,
güzergahla ilgili görüştüğümüz servis amcadan şimdilik olumlu yanıt almamış olsak da,
'neyseki psikolojik değil' avuntumuzla mutluyuz...
Ne beter bir hismiş.
Düne kadar ayılıp bayıldığımız öğretmenimizin şüpheli ilgisizlik teşhisi karşısında,
'Hayır. Öykü evinde çok mutlu. Hatta biz bla bla bla vs vs vs açıklamaları'
ne kadar acıtıyormuş.
Bir nevi kendini ispat çabası.
Karın ağrısı mı?
Öyküşünkinin 10 katıydı benimki dün gece. Eminim....