Bugün bloglarda Atatürk rüzgarı esicekmiş...
Sarışın, mavi gözlü yakışıklı adam benim bloğuma gelip şeref vericekmiş.

Dünyaca ünlü Time's dergisinin 23 mart 1923 tarihli sayısının kapağındaymış Atam...
Özetle makale şöyle diyor:
"Umutsuz ve acı bir şekilde yabancı hükümetlere boyun eğmek zorunda kalan
halkı kurtararak kendi öz değerlerini anlamayı ve özgürce düşünmelerini
ve hareket etmelerinin yolunu açtı. "
"Şeref ve şanını kendi çağrısına sadık ve bağlı kalarak kazanan çok iyi bir profesyonel askerdir.
Profesor Arnold J. Toynbee, 'Turkiye ve Yunanistan’da Batı Konusu'
(eng. The Western Question in Greece and Turkey) adli ünlü eserinde,
Atatürk hakkında şöyle der: “Atatürk, Türk’ün dışardan daha iyisi için medet ummadan
Anadoluda kendi efendisi olabileceğini gösterdi ve onun ilhamı sayesinde Milli Hareket canlandı.
” Şüphe yokki Mustafa Kemal Paşa modern tarihin en büyük figürlerinden birisidir.
Şimdide, Türkiye’nin kazandıklarını elinde tutmak isteyen batılı güçlere karşı mücadele ediyor"

O; kızların başını örtmek istiyor, sen açmaya çalışıyorsun.
Bundan daha büyük suç olur mu usta?..
Senin suçun ağır...
O; kadınlar İranlılar gibi örtünsünler diye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne dahi gitti...
O; kadınların saçlarının gözükmesini istemez. Devlet protokolünün fotoğrafına bir daha bak; onun yanındaki ve tabii ki kafasındaki kadın işte oradadır...
Ama sen...
Okuyan, düşünen, eşit, özgür, kimlikli, çağdaş, dili olan, sözü olan, yüreği olan kızlar yetişsin diye dernekler-vakıflar-üniversiteler kurduğunda suç işledin...
*
Bu bir rejim kavgasıdır aslında...
Elbette her rejimin kendine özgü bir kültürü, her kültürün bir yaşam biçimi vardır.
Kılığı, kıyafeti...
Selamı, sözü, söylemi...
Kadını, erkeği..
Oturuşu, kalkışı...
O; tarikat okulları, merdiven altı kursları, vali-kaymakam yetiştiren imam okulları, türbanlı-tesettürlü kuşaklar istiyor...
Kanıtı; kendi aile fotoğrafıdır...
Tekrar bakmalısın...
*
Ve sen onu engelliyorsun...
Dün gazeteler, şu son dalgada sorgulananların yaptıkları ile doluydu; üniversiteler, yüzlerce yurt, okullar, okula gönderilen yoksul çocuklar, burslar, okutulan kızlar...
Yetişmiş ve yetişmekte olan on binlerce cumhuriyet genci...
Yetmedi; meydanlarda daha çok "çağdaş Türkiye" isteyen aydınlıkçı milyonlar...
(.........)
İşte o zaman kızdı o...
Bu yüzden sabah karanlığında polisler kapılara dayandılar...
Kurmak istediği kravatlı mollalar düzenine, senin engel olduğunu düşündüğü için tüm bunlar başına geldi...
Yoksa dünyanın hangi devleti, hangi hukuku, hangi adaleti, çağdaşlığa hizmet edeni sorgular?..
Suçun ağır usta...
Belki seni asarlar!
Bundan daha büyük suç olur mu usta?..
Senin suçun ağır...
O; kadınlar İranlılar gibi örtünsünler diye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne dahi gitti...
O; kadınların saçlarının gözükmesini istemez. Devlet protokolünün fotoğrafına bir daha bak; onun yanındaki ve tabii ki kafasındaki kadın işte oradadır...
Ama sen...
Okuyan, düşünen, eşit, özgür, kimlikli, çağdaş, dili olan, sözü olan, yüreği olan kızlar yetişsin diye dernekler-vakıflar-üniversiteler kurduğunda suç işledin...
*
Bu bir rejim kavgasıdır aslında...
Elbette her rejimin kendine özgü bir kültürü, her kültürün bir yaşam biçimi vardır.
Kılığı, kıyafeti...
Selamı, sözü, söylemi...
Kadını, erkeği..
Oturuşu, kalkışı...
O; tarikat okulları, merdiven altı kursları, vali-kaymakam yetiştiren imam okulları, türbanlı-tesettürlü kuşaklar istiyor...
Kanıtı; kendi aile fotoğrafıdır...
Tekrar bakmalısın...
*
Ve sen onu engelliyorsun...
Dün gazeteler, şu son dalgada sorgulananların yaptıkları ile doluydu; üniversiteler, yüzlerce yurt, okullar, okula gönderilen yoksul çocuklar, burslar, okutulan kızlar...
Yetişmiş ve yetişmekte olan on binlerce cumhuriyet genci...
Yetmedi; meydanlarda daha çok "çağdaş Türkiye" isteyen aydınlıkçı milyonlar...
(.........)
İşte o zaman kızdı o...
Bu yüzden sabah karanlığında polisler kapılara dayandılar...
Kurmak istediği kravatlı mollalar düzenine, senin engel olduğunu düşündüğü için tüm bunlar başına geldi...
Yoksa dünyanın hangi devleti, hangi hukuku, hangi adaleti, çağdaşlığa hizmet edeni sorgular?..
Suçun ağır usta...
Belki seni asarlar!
BEKİR COŞKUN
Madem alıntılardan gittim, hadi şunu da yazayım.Müjdat Gezen :
"Aksi ispat edilene kadar herkes suçludur" demiş... Bu yeni Ergenekon rejimine cuk oturmuş .
"Ben demedim , o dediiiiii " yöntemiyle Ergenekooon, Tuğçe'ye koooon" durumundan yırtmışımdır umarım...
Çünkü Bekir dedi, Müjdat dedi...











