6 Mayıs 2009 Çarşamba

bi Hıdır varmış, bi İlyas varmış....

Beyim dediki, 'kızın kapıdan, sen bacadan' :))
E haklı aslında. Öykü sultan'ı, anane, dede ve bilimum kalabalıkla yolcu ettik akşam.
O kadar mutluyduki içi içine sığmıyodu. Hopladı, zıpladı durdu.
Benim herşeyim canım annem, öyle organize olmuştuki, 3 tane yastık almıştı yanına, Öykü sultan gece yolculuğunda rahat etsin diye. Çantası ecza dolabı gibiydi ve 4 mevsimlik kıyafet vardı Öyküye. Erken gittiğimiz için otobüs boştu ve annem bütün koltukları denedi hangisi rahat olur diye :)) Ve el sallaştık, öpücükler attık yolladık....

Sonra koştuk arabaya. 
Gökçeyle çiçekleri taktık, rujumuzu sürdük, modumuza girdik, tuğba'yı aradık....
'biz geldik, herkes oynuyooo' dedi.... 
Ahırkapı çoook kalabalıktı. Gene aradım Tuğbayı ' bak biz dabruka şovun önündeyiz' dedim.
'burda heryerde dabruka şov var' dedi :))) 
Vardı. Öbek öbek vur patlasın çal oynasındı... 
Ne unuttum? ne kağıt ne kalem ne çaputum vardı. Ama Tuğba vardı, selpağı vardı, ruju vardı...
bana euro'lar çizdi, astık ağaca. Ama önemli olan niyet ya... ben selpağımı bağlarken ve ateşten atlarken neler diledim neler...
Çarkımın feleğinde 'azıcık aşın, kaygısız başın' çıktı. işime geldi 'şükür' dedim içimden. ama ufak bi hileyle 'aşkınız alev alev yakıyor.(alo itfaiye)' ye bi tık oynattım, öpücüğümü kaptım ;)

Göbek attık, çaput bağladık, ateşten 3 kere atlarken dilek diledik olucağına inandık.... 
makinem yoktu. ama rujunu, selpağını veren canım arkadaşım bu güzel fotoları da verdi bana. ne mutlu :)
Hepimizin dileği gerçek olsun, hıdırellez kutlu olsuuun.....

5 Mayıs 2009 Salı

nasıl bi anneler günü...

Bu akşam Öyküş ananelerle tatile çıkıyo. Bir hafta Antalya'da...
O kadar kalabalık bir gurup oldular ki. Üstelik Öyküş'ün çok sevdiği kankileride bu gurupta.
Bu kadar ayrı kalmamıştık hiç. Ama onun, arkadaşları, dedesi ve ananesiyle çok çok eğleneceğini biliyorum ve onun adına heyecanlanıyorum.
Lakin;
8 mayıs, canım annemin doğumgünü
10 mayıs, canım kızımın doğumgünü
+ bu hafta sonu anneler günü... 
özetle annemin ve kızımın doğumgünü ve anneler günü malesef ayrı geçicek...
Napalım geldiklerinde telafi edicez artık.
Bu akşam yolcuları 8buçukta göndericez....
Eeee ben bu kederle nemi yapıcam?
bu akşam Ahırkapı Hıdırellez şenliklerinde göbek atıcam :) 
hemde kızımın kırmızı tacını takıp, kırmızı rujumu sürücem :))))
Ne olucak? 
O mutlu, ben mutlu..... 
Tuğba şıkırtılı kolyesini takmış bile ;) 
hadi gelin....

4 Mayıs 2009 Pazartesi

en kötü günümüz....


hani böyle başlayan bi temenni varya... 'en kötü günümüz böyle olsun'
şimdi ben bunu söylesem... arsızlık yapmış olurum :)
imkansızı istemiş olurum ki buda şımarıklık olur...
çok hazırlıklı çıktım ofisten.
hava durumu 3 gün yağmur göstersede 'benim haala umudum var'dı...
iş çıkışı trafik felç, servis şöförü dertli, güneş yolcu, minare özgürdü...

perşembe, 2 çingene vardı, 'illede roman olsun' demiştim dimi...
kurtlar vadisi reklam arasında üflenen 'iyiki doğduuun' mumu vardı.
albümler dolduran '6kafa' fotoğrafı vardı...
.... ve cuma.sabah gözüne güneş kaçan ben vardı. telefonun ucunda
tuğba vardı. yollara döküldük beraber. meee'ler vardı mööö'ler vardı. 2 küçük çoban vardı.
pırıl pırıl güneş vardı. 2 çobanın ayaklarını dereye sarkıtan 2 kocaman baba vardı. ortada 32+32=64 diş (2 anne) vardı...çok tatlı bir defdef teyzesi vardı. ve biz uçtuk...

tuğba uçtu... dere soğuktu... ayakkabı çamurlu...
cumartesi TABU vardı. mızıkçı vardı, rekabet vardı,bolca gülme krizi vardı :)
pazar, gene güneş vardı, abla vardı, enişte vardı, sohbet vardı, ananas vardı(aklımda kalmış napiim:), rakı vardı ,şiş vardı, kebap vardı.gene gelecek ben ;))

şimdi ben nasıl bir şımarıklıkla 'en kötü günümüz böyle olsun' diyebilirim ki!
ne diyim? 
umarım daha niceleri olur diyim ;)

27 Nisan 2009 Pazartesi

Abidin Dino'ya saygılarımla...

Mutluluğun fotoğrafını çektim bu sabah...
Çantamdan beni seven bi kalp çıktı süpriz.
Seni seviyorum ...

25 Nisan 2009 Cumartesi

illede roman olsun....

Bu günlerde bizim evde en çok söylediğimiz şarkı bu :)
Kırmızıyı severleeeer :))
E gösteriye çalıştık tabii.
10 gündür elimizde dabruka- def, biz çalıyoruz söylüyoruz, Öykü oynuyo...
Kıyafetini her konuda becerikli ananesi dikti.(Genlerde olduğunu ve birgün bende de günışığına çıkacağını düşünüyorum, sabırla bekliyorum) O kadar güzel olduki Gökçe'yle içimiz gitti özendik, 'utanmasak giyicez' olduk :)
Bu meşakkatli çalışma sürecicin sonunda, kızım sanatını icra etti.
Hepinizi selamlar... 
 
Dünyada tek olan ve Canım ATAM'ın tümm dünya çocuklarına hediye ettiği 
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı biz çok hissederek kutluyoruz.
Maaile gidiyoruz törene.Anane, Babanne, Dede, Teyze, Anne, Baba...
Ve bütün çocukları izliyoruz,sadece kendimizinkini değil.
Hepsini alkışlıyoruz coşkuyla. Kafkas oyununda duygulanıyoruz, 
Bayrağı görünce ağlıyoruz maaile...
Tüm dünya çocuklarının 23 Nisan ÇOCUK BAYRAMI'nı kutlarız....


Son foto: Fön çektirdim Rapunzel oldum ;))

20 Nisan 2009 Pazartesi

çadırı ooolan kaleye mum diksiiin ;)

Ağva'ya gittik. Geze geze, her mola yerinde, her köyde dura dura...
Her koyun sürüsü'ne durduk, attık kendimizi arabalardan, çobanlık yaptık :)
Civcivleri kovaladık.Yolun ortasında duran mööö'yü bekledik, acele etmedik izledik, güldük :)
Papatyalara uzandık, derede yüzümüzü yıkadık, nehirde kanoyla turladık, keçi besledik, ördek seyrettik ve daha neler neler....
Bu bir keşif gezisiydi.Gittik , gördük ve kamp yapıcağımız yeri tayin ettik. Şimdi her dakka bunu planlıyoruz. Issız bir cennet köşede kamp yapan bir çift gördük ve beyim feci takıldı bu duruma ve kamp yerimiz belirlendi. Şimdi kamp arkadaşları haberdar edilecek, gaza getirilecek, tarih belirlenecek veee kampa gidilecek....
Çadırı olan kaleye mum diksiiiin ;)




17 Nisan 2009 Cuma

Hoşgeldin Arya'mız....



Bazen kızıma kardeş yap(a)mama duygusu üzüyo beni. Çocukken 3 kardeş az yoluşmadık biz. Abimin Padişah olduğu bir hiyerarşik düzen vardı aramızda. Abimiz delikanlı olana kadar aynı odada kaldık  3kardeş. Gece oldumu ışık kapatılacak tabi. koğuş komutanı abim "tuğçe ışığı kapaaat" buyururdu.ama tabii benden küçük bi kardeş olması beni onbaşı kılıyodu ve bende "Gökçe ışığı kapaaaat" buyururdum. Asi kardeş Gökçe, az bi isyan etmeye çalışsada o kapatırdı ışığı :)
Saç baş yoluşamazdık biz. Komutan onbaşına, onbaşı er'e girişirdi genellikle...
Ama komutan bazen adil davranırdı.Onbaşı er'e tokat atmıştı birgün ve adil komutan, er'e "sende ona tokat at" buyurmuştu. yedim tokatı ama eminim başka bi görevde öcünü 
almışımdır :)) Böyle bi emir-komuta zinciriyle büyüdük.hep kaçardık birbirimizden.
kardeş ayakbağıydı, paylaşma zorunluluğuydu, bol kavgaydı küçükken....
Ve büyükken bide baktıkki kardeş, gerçek dostluk, karşılıksız sevgi, bağlılık ve bağımlılıkmış...
Onsuz olmazmış...
Naapsakmış da Öykü'ye kardeş yapsakmış...
Şu anda yapamıyoruz. Allah isteyenlere versin...
Neyse ... Asıl söyliyceğim küçükken kardeş kötü, kuzen iyiydi.
En güzel anılarımı kuzenle yaşadım.
Hafta sonları birbirimizde kalmak için canatardık.
Hele benim kuzen çılgındı biraz , o hafta sonları bitmesin bitmesin bitmesindi....
Ne anılar ne anılar.
Şimdi o kuzen sağolsun benim kızıma bi kuzen doğurdu, hemde kız.
Made in USA :)
Şimdi ben hayal kuruyorum.Şu an ordalar ama Arya'cık çok büyümeden gelicekler ve
Öykü - Arya ikilisi bizim anıları tazeliycekler...
Harçlıklarla goralı yiycekler, birbirlerinin kotlarını giyicekler, okulu kırıp erkeklerle buluşacaklar (şaka şaka babasııı), pijama partileri yapıp geceyarısı banyoda örgü örücekler, tencere kapağı fırlattıkları mercedesin sahibinden kaçıcaklar (hahaaaaa bu ayrı bi post olur),
makarna süzerken gözlükleri buharlanıcak makarnalar heba olucak gülme krizine giricekler. ve daha neler neler.....
Canım kuzeniiim iyiki varsın ve iyiki kızıma bi kuzen verdin.Seni çok seviyorum...