7 Ocak 2011 Cuma

kıpkırmızı :)

Eskiden de bana bişey aldımı dayanamaz okula getirirdi canım annem.
Koca kazık lisedeyken, tenefüse çıkınca annemi sınıfın kapısında bulmuştum bi keresinde.
Mor üstüne gri puantiyeli bir kaban almış, dayanamamış hemen giyiyim diye getirmişti.
Hiç bir hediyesini gününde veremez.
Yılbaşı hediyeleri ağacın altını göremeden sahiplerini bulur erken erken.
Bugün de pazardan kıpkırmızı bi hırka almış bana. (yarın doğurmuş ya beni 33 yıl önce)
Pazar dediğime de bakma, 'Mango' etiketi var valla:))
Koştur koştur ofise getirmiş.
Giydim hemen.
Sıcacık...
Annem gibi...


Ps. Hee saçlar yeni evet ;)
Hee bide yüzüğüm, mor seven bu arkadaştan. mucuk ;)

26 Kasım 2010 Cuma

dedim dimii...



Hep söylerim dimi, çok özendiğim şeyler bir şekilde çok sıradan bir hal alıverir.
Ödül töreni heyecanı sarmışken her yanımızı,
makinem boynumda havai fişeklerin atılmasını beklerken (!),
şööle bir sınıfa çıkasım geldi.
Bir bakayım sabahçılar temiz bırakıyor mu? , hademeler iyi süpürüyor mu? Ivır mı zıvır mı?
Derken, bahçede kopan alkış sesiyle, kafamdan kaynar suların boca edilmesi bir oldu.
Evet, töreni kaçırdım...
Suratımı astım, kendime küstüm...
foto2: Öyküş meşhur resmiyle :)

23 Kasım 2010 Salı

ödül törenimiii?

Okulunda düzenlenen resim yarışmasında 3. olmuş Öyküş.
2. olmadığına seviniyor deli kız.
İkincinin ödülü sözlük (muhtemelen elektronik), üçüncününki mp3 player'mış :)
O kadar mutlu ki, adını duyduğu anki tepkisini tekrar tekrar canlandırıyor.
Kutlama yemeği pişirdik birlikte, meyve sularımızla kadeh kaldırdık...
Elimde değil, yarınki ödül törenini hayal ediyorum şimdi;
konfetiler, basın ordusu, omuzlarda taşınan Öykü vs. vs. vs. :) Hah...




Öğretmenler günü için hediye bakarken aldım bu güzel haberi.
Dükkandaki en pahalı cüzdanı almama sebep değildir dimi bu?
Coşkumu paylaştım heralde :)
foto3 Barbi morgu: Sevaptır a dostlar. Şu barbileri bi giydirelim el birliğiyle...

19 Kasım 2010 Cuma

daha bitmedi dimi?

Yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz haala tatil...
Hala görülmedik yeşil, yatılmadık hamak, öpülmedik el, sarılmadık dostlar var ;)


















16 Kasım 2010 Salı

naapçaz bu hassas bünyeyi ...

Çöp konteynerinin yanında bulduğu kör lağam faresi için gözyaşı döken Öykü'ye Kurban Bayramı'nı anlatmaya çalışıyorum :(
Muhtemelen vejeteryan olucak...

15 Kasım 2010 Pazartesi

mutlu bayramlaaar.....

Bu bayram ilk gün,
anane, babane, hala, dayı, teyze, amca eller öpülecek. harçlıklar toplanacak.
Sonraki günler,
kolumuzda sepetimiz Maşukiye, Sapanca, Darıca, Kartepe...
Ne kadar yeşil alan varsa tepilecek...
Sevdiklerimizle,
sevdiklerinizle mutlu bayramlar...

7 Ekim 2010 Perşembe

Sır...



Okulda hep ben geliyormuşum aklına.
Böyle ağlamış gibi hissediyomuş kendini, ama tutuyormuş.
Bazen de beni özleyince karnı ağrıyormuş :(
Evet, korkulan sonuç: Okul fobisi...
Ama çok neşeli dönüyor okuldan.
Yanlızlık hissinin ve 'kimse benimle oynamıyor' şikayetinin 5 dakka sonrası,
Deniz'li, Aslı'lı, Enes'li, Emir'li oyunlar anlatıyor...
Haftada 1 gün, onunla okula gidiceğim günün yatçaz kalkcazını hesaplıyor.
Üzülüyorum... Yanlız hissedeceği 1 dakika, hem ona hem bana fazla geliyor...
Kahvaltıda anlatınca bu hislerini, gözleride hafifçe dolunca,
bir anahtarlık buldum şifonyerin en dibinde kalmış.
Öyle yüzüne bile bakılmamış, bir kenara atılmış.
Çaktırmadan tozunu aldım.
Kurdeleli, cafcaflı kolyemin siyah beyaz puantiyeli olan kurdelesini çözüp,
bu melek anahtarlığın boynuna bağladım.
Bir kutu içinde sahanda yumurtanın yanına koyuverdim.
Hediye gibi ya hani! Bir sevinç, heyecan açtı kutusunu...
Şimdi anlaşmamız gereği, sadece 3 kişinin ve blog arkadaşlarımın bildiği bir sırrımız var.
Öyküş, okulda yanlız hissettiğinde veya beni özlediğinde meleğini çıkarıp iki avucunda ısıtıyor.
Ve ben o sinyali hissedip 'seni çok seviyorum anneciiim' sinyali gönderiyorum.
O da beni yanında hissedip, gülümsüyor...
Evet, evet! Denedik oluyor....



fotolar, pijama partisinden...