50 dakika uçağın içinde bekledikten sonra şakacı pilotumuzun "gecikmeyi havada telafi etmeyi düşünüyorum" demesi de etmedi :))
İnsan izledikçe alışıyo herşeye, tedirgin olma yanımız törpüleniyo heralde.
Yaani sokakta silahlı çatışma görsek normal karşılayabiliriz artık.
Amaaa nerdeyse unutuyodum! Gene Cuma günü tam eve girecekken adamın tekinin ensemde belirmesi ve kapı deliğinden dikizleyebildiğim kadarıyla 2 kere in-çık yapması bayağı tedirgin etti, hattaa apartmanı, esnafı ayağa kaldırdım,bütün zillere falan bastım. Uçağa yetişicek olmasam polis'te çağırıcaktım.Ve beyim olayı çözdü: Adam binanın dış cephe boyacısıymış :/
"E ne işi var iç cephede öyle şüpheli şüpheli" dedim Sero'ya.Adam alacağını toplamaya çalışıyomuş,meğer vermeyenler kapıyı açmıyolarmış.Adam heralde kapıları dinleye dinleye gezmekten psikopatlaşmış,parmak ucunda dolaşıyo apartmanda :)
Neyse uçağa bindim,pilotun şakasına güldüm, biraz manzara seyrettikten sonra düşüncelere daldım. Ve denize mi?, karaya mı? anketime "kara" şeklinde karar verdim :)
Boğulmaktansa küt diye karaya çakılmaya karar verdim :)
Yaa bu RTÜK kesin kapatıcak beni.
Ya içkiye özendiririm yada şiddet ve korku içeren düşüncelerimi paylaşırım :))
ve gittim geldim...
Cumartesi ve pazar havayı sömürerek piknik üstüne piknik yaptık.
Oy sandıklarında kavga-dövüş yurdum manzaralarından sonra tabiii....
Bu arada her seçimde söylendiğim parmak mürekkebinin olmaması bi tek beni üzdü heralde.
Farkında olmadan seviyomuşum meğerse :)
"ben oyumu verdim, vatandaşlık görevimi yaptım"ın göstergesiydi o, gururlanıyodum ben! :)
Oooo çok uzatmışım.
Neyse çimlere yayıldık,yattık,yuvarlandık,çayır çimen bulunca voleybol oynayan şehirliler olarak belimizi, parmağımızı falan incittik.Bugün herkes şikayette :))
Öyküm, kankisiyle koşturup durdu, akşama pestil...
Sora evimize geldik.Neyseki evimizde de çim var (bkz.foto 3).Yersen :)))
